
30 Eylül 2008 Salı
28 Eylül 2008 Pazar
VİSAL...
Beni zaman kuşatmış, mekan kelepçelemiş;
Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş...
Perde perde veralar, ışık başka, nur başka;
Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka.
Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci?
Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?
Fezada dipsiz sükut, duyulmazın sesi mi?
Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, âlemlerin Rabbi, sen!
Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen!
Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş!
Azap var mı alemde fikir çilesine eş?
Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor?
Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!
Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum;
Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!
Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli?
Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli?
Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır;
Belki de benliğinden kaçabilene hazır.
Hatıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül!
Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül!
O visal, can sendeyken canını etmek feda;
Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda!
Necip Fazıl....
Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş...
Perde perde veralar, ışık başka, nur başka;
Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka.
Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci?
Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?
Fezada dipsiz sükut, duyulmazın sesi mi?
Rabbim, Rabbim, Yüce Rab, âlemlerin Rabbi, sen!
Sana yönelsin diye icad eden kalbi, sen!
Senden uzaklık ateş, sana yakınlık ateş!
Azap var mı alemde fikir çilesine eş?
Yaşamak zor, ölmek zor, erişmekse zor mu zor?
Çilesiz suratlara tüküresim geliyor!
Evet, ben, bir kapalı hududu aşıyorum;
Ölen ölüyor, bense ölümü yaşıyorum!
Sonsuzu nasıl bulsun, pösteki sayan deli?
Kendini kaybetmek mi, visalin son bedeli?
Mahrem çizgilerine baktıkça örtünen sır;
Belki de benliğinden kaçabilene hazır.
Hatıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül!
Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül!
O visal, can sendeyken canını etmek feda;
Elveda toprak, güneş, anne ve yâr elveda!
Necip Fazıl....
9 Eylül 2008 Salı

Gelecek olan Kadir gecenizi ve Ramazan bayramınızı Tebrik ederim... Cenab-ı Hak , bu sevinçleri umumi ve daimi sevinçlere mukaddeme ve vesile eylesin... inşaalah
selam ve dua ile...
by ene....
selam ve dua ile...
by ene....
Sevgili!Sen gitmiştin...
Koyup bir başımıza, bırakıp pak ellerimizi, gurbetlerine salmıştın bizi.
Yetim kaldık, öksüz kaldık ve ellerimiz kirlendi yokluğunda...
Sen gitmiştin...Ayrılıkların dilini hece hece ağlıyoruz şimdi.Akşamlar iniyor dağlara ve hasretimiz yankılanıyor yamaçlarda.
Sevgili!Nasıl iltica edelim sana ;huzuruna nasıl varalım, yalvaralım?!.
ısıSevgili!Sen aşk ikliminde sultan, sen güzellik şahikasında dolunay, sen vefa göğündehilal.Biz bir bakışının dilencisi,biz dolunay tutkunları,biz bayramı gözleyen oruçlar.
Güzellik ordusunun hakanı sen, gam ruzigârinda gedalar biz.
Sen imrenme, biz ayıplanma.Sen özüsün varlığın ve biz varlık iddiasında küstah yoksullar.Sen sabah yıldızlarının ışığı, biz gaflet uykusunda kervancı.
Dert ve keder denizinde çığlık çığlığayız biz,kumrular ve bülbüller seni bestelemekte oysa.
Çığlıklarımızı bestelere karıştırıver efendim,düşkünlerine, savrulmuşlarına kulak ver.
İtivermezsin elinin tersiyle bizi, değil mi efendim?..Sevgili!Sen gitmiştin...
Yokluğunda kaybettik önce varlığımızı ve sonra yok eyledik aklımızı da.Hasretinle akan zamanlarda cevherimiz özden, madenimiz mıknatıstan ayrıldı.Sen gitmiştin...
Gönüllerimiz billur kadehler gibi çalındı sengsarlara;ırmaklarımız mecralarında susuzluğa mahkum edildi.Sen gitmiştin...
Çelik mermere çarptı, iradeye ateş düştü yokluğunda.Hasretinden akıllar yitirildi efendim,gönüller gölgelere düştü.
Kucak kucağa güneşlerimiz söndü,dudak dudağa denizlerimiz kuruduve sen gitmiştin efendim.Sen gitmiştin...Seninle birlikte her şeylerimiz gitti.
Şehitlerimiz kefenlerinden sıyrıldı senden sonra;kanlarımız sahralar doldurdu.Kelimelerimiz anlamlarını yitirdi,kutlu erlerimiz tutsak oldu nefis ordularına...
Hiçbir şey kazanmadık ayrılığında, efendim,hiç kâr elde edemedik.
Aldandık, hep aldandık.Delilimizi yitirdik, delillerimizi yitirdik.
Dillerimiz dilim dilim edildi efendim.Bize sevmeyi unutturdular ilkin;sonra sevginin ne olduğunu...
Kendi gönlüne ihanet edenlerimiz, gönlün kendisine ihanet ediyorlardı artık.Vurgunlar yedik pes pese efendim...Ve sen gitmiştin.Sevgili!Sen gitmiştin...
Biricik sığınağımız, varlığımızın övüncü, yüz akımızdın.Hayırları söyleyip gitmiştin,biz ser işler olduk.Uzun uzun emellere kapıldık,kapılanıp kaldık umutların kapısında.
Yolunda yürümekten üzerimize düşen,baş kaldırdık önce ve sonra yıkılışlar gördük hep efendim.Ellerimiz vardı açıldıkça dolan, uzandıkça verilen;böğrümüzde kaldı ellerimiz.Hanım idik halayık olduk;bay idik köle edildik.
Sen gitmiştin...Yanmış igsilerle kara bahtımıza kara resimler çizdiler.Aşk dervişleri avare, pejmürde, hercâyî rüzgârlara kapıldılar,dönüşlerinin ahengini kırdılar.
Bölük bölük kadınlarımız,grup grup erlerimiz,demet demet çocuklarımız,kimi güler, kimi ağlarken yitirdiler kendilerini.Ve sen gitmiştin efendim...
Sevgili!Hani bir aşk idin, bir güzellik idin sen, güzellikle askın kesiştiğiprizmada.Güzelliğin cihanı gösteren bir ayna;aşkın o aynanın cilası idi hani.
Güzelliğin olmasa efendim,aşkı hiç bilmeyecekti cihan;aşkın olmasa güzelliği hiç anlamayacaktı.Aşk pazarında mezat hep güzelliğine; güzellik yurdunda yollar hep aşkınadurmuştu efendim...
Ve sen gitmiştin...Sevgili!
Derd ile ağlayandın; hem derde salandın!..Gönül yurdunda çaresizlerin çaresi, hastaların merhemiydin.Saadetle yasamış, saadet çağını yaşatmıştın.
Suretleri ve canları iman ile sen şekillendirmiş,"Lâ" ile "Illa"yi i"câz ile sen dillendirmiştin.Sen gidince, ey sevgililer sevgilisi, güvercinlerimiz tuzaklara esir düştü;Hüdhüdlerimizin mil çekildi gözlerine.
Artık düşmanlarımız dostlar arasında;dostumuz düşman içinde.Divanelere döndük, yaya kaldık yolunda.
Kendimizi unuttuk, seni bilmez olduk...
Sana muhtacız!..Sana en fazla muhtacız.En fazla sana muhtacız.
Uyandır bizi uykumuzdan...Gel ey sevgili!Bir gelişle gel, bir gülüşle gel.Doğ ufkumuza, sar dünyamızı, gir gönlümüze yeniden...
Sana muhtacız...Sana en fazla muhtacız...
iskender pala

2 Eylül 2008 Salı
Bu benim duran halim...
Bu benim duran halim..
Bu aralar en sevdiğim halim duran halim..
Öylece duran halim..
Kısa ve ani duruşlara mesafesi olmayan yoldan çocukluguma gitmek..
Sonra döneme kordan,okul yıllarına, dünyayı algılamaya başladıgım yıllara..
En büyük sorunumun alınamayan spor ayakkabılarımın oldugu dönemden,yetiştirmekden bitkin düştüğüm projelere kadarki geçen süre arasındaki çabukluk göz açıp kapama hızında..
Ki haksızlık etmeyeyim; panter marka ,ucuz yollu mavi-beyaz bir spor ayakkabım olmuştu; beden eğitimi için pahalı spor ayakkabıya ne gerek var , ileride alırız daha iyisini telkiniyle..
İyi olana ne varsa ileride olacaktı …
İyibir çamaşır makinesi isterdi annem..
Kendisine aid olsunda iki göz odada olsa bir evi olsaundu..
İyibir çanta lazımdı kardeşime..
Atari istiyordum benen çokda..
İleride oda olacaktı..
Biz ileriye yaklaştıkça ileri dahada ileri gidiyordu..
Offf
Babam hiçbirşey istemezdi..
İleriyi yakınlaştırmak için hepimizden çok çalışmaktı görevi..
Sonra başardık …
İleriyi yakaladık..
Hatta bir sürüde tur bindirdik..
Birtek spor ayakkabının değeri yok benim için şimdi,bundardırki her spor ayakkabı reklemında televizyon kanalını değiştirip , kendimce öcümü alırım, hemde gelmiş geçmiş tüm spor ayakkabılarından….
Hiçbiri yağmurlu karlı havada bile aynı gün içinde defalarca vitrinde seyredip ,ayağımda hissettiklerim kadar değerli değil…
Oysa spor ayakkabının bağlarını çapraz takma antrenmanını bile yamıştım bol bol..
Anneme sormadım ama,eminim bir ahbabımızın yenisini aldıgından eskisini bize verdiği çamaşır makinesi kadar önemli değildir, sonrasında aldıgı birçok çamaşır makinesi..
Evet önce iki odalıylı..
Sonra oda sayıları artan evlerde oldu…
Üst katta ev sahibinin oturma endişesi bitti..kira geciktiği zaman evde oldugumuz belli olmasın diyeışıkları kapatır..biz ışıkları kapanmış ailenin iki çocugu olarak hiç ses etmezdik..
Ama normaldede kimse bizi susturamazdı..
Çocuk vardan ,yoktan anlamazdadı ya hani?...
Biz opsiyonel olarak kira ödenemediğinde anlardık..
Hep bir aradaydık…hep birden ailecek susuyorduk…
Varmıydı daha güzeli..??
Sonra dağıldık…
Aynı masada yemek yemeyeli bin yıl oldu sanki..
Kardeşim evlendi..
Aile üyelerinin kimilerinin toplantısı oluyordu,kiminin şehir dışında seyahatleri..
Yetiştirilmesi gereken işler hiç eksik olmuyordu hulasa…
Biz çok ileri gittik..
Çooookkkk…
Bir hafta öncesinin bile görüntüsü çok net değildir bende..
Ama yirmi yıl öncesini her saniyesinden keyif alarak bir kare atlamadan hatırlarım..
Kirada oturdugumuz evin kırmızı çinilerini hatırlıyorum misal..
Çinilerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan çizgiler boyunca,çizgiden çıkarmadan arabamı sürerdim binbir umutla..
Ara sıra bu evin önüne gidip ,sahici arabamın içinden seyrederim onu….
Biliyorum anlaşılması kolay değil,ama…
Kapıyı çalsam ve açan kişiyeşöyle bir duvarlara bakıp ,odaları dolaşıp anı tazeleyecegim desem…?
Oturma odasındaki rutubet sorunu devam ediyormudur hala?..
Poşet içine doldurulmuşbez parçalarıyla maç yaptıgımız koridor ,ben büyüdüm diye kısalmışmıdır..
bilemem…
yaşarken tanışıyoruz birileriyle …
Komşumuz oluyorlar,işçimiz patronumuz,arkadaşımız,öğrencimiz,öğretmenimiz, bakkalımız vs…
Hepsi ilk bakışta hep yerinde duracak gibiler..
Sonra sinsice gidiyorlar…
Yenileri ile tanışıyoruz üstüne…
Onların arasından gidenlerde oluyor…
Biz çıkıyoruz birilerinin hayatından…..bir evden diğerine taşınıyoruz örneğin…
Veyahut mezun oluyoruz liseden..dün ekmek aldıgımız bakkal ,süpermarketlerle rekabet edemeyip kapatıryor dükkanını..
Farkında değiliz ama gidiyorlar..
Bir yerlere gidiyorlar…Muhakkak gidiyorlar …
Çok ileri gidiyorlar..
Çooookkkk..
Durun öylece ne olur…
Gitmeyin biryere…
Koşmayın yalvarırım..
N e için bu acele…?
Şimdi olmayacaksa ileridede olmasın manası yok..
Ve hatta şimdiden çok daha beride olanı, şu an…
Tüketmek istediklerimize ulaşmak isterken tükenen biziz…
Durun…!
Aile sıcaklığımız…
Samimiyetimiz..
Yanyanalığımız..
Durun lütfen..!
Vazgeçtim spor ayakkabılı düşlerimden..
Zaten çocukcaydı…
Annemde komşuda gördüğü için istemişti o çamaşır makinesini..
Ev isteği ise kendini güvenceye alamk içindi…
Kardeşime çantası bir süre daha giderdi..
Her şeyi tüketmek için bahanelerimiz var işte..
Oysa yetine bilsek mevcud olanla, en azından kendimizi tüketmiyeeğiz..
Durun öyleyse ne olur ..
Çok ileri gitmeyin..
Çoookk….
Dimyata pirince giderken ,
Evdeki tüm kuru gıdayı gözden çıkaranlara ithafen yazan Zeki K. C….
Bu benim duran halim..
Bu aralar en sevdiğim halim duran halim..
Öylece duran halim..
Kısa ve ani duruşlara mesafesi olmayan yoldan çocukluguma gitmek..
Sonra döneme kordan,okul yıllarına, dünyayı algılamaya başladıgım yıllara..
En büyük sorunumun alınamayan spor ayakkabılarımın oldugu dönemden,yetiştirmekden bitkin düştüğüm projelere kadarki geçen süre arasındaki çabukluk göz açıp kapama hızında..
Ki haksızlık etmeyeyim; panter marka ,ucuz yollu mavi-beyaz bir spor ayakkabım olmuştu; beden eğitimi için pahalı spor ayakkabıya ne gerek var , ileride alırız daha iyisini telkiniyle..
İyi olana ne varsa ileride olacaktı …
İyibir çamaşır makinesi isterdi annem..
Kendisine aid olsunda iki göz odada olsa bir evi olsaundu..
İyibir çanta lazımdı kardeşime..
Atari istiyordum benen çokda..
İleride oda olacaktı..
Biz ileriye yaklaştıkça ileri dahada ileri gidiyordu..
Offf
Babam hiçbirşey istemezdi..
İleriyi yakınlaştırmak için hepimizden çok çalışmaktı görevi..
Sonra başardık …
İleriyi yakaladık..
Hatta bir sürüde tur bindirdik..
Birtek spor ayakkabının değeri yok benim için şimdi,bundardırki her spor ayakkabı reklemında televizyon kanalını değiştirip , kendimce öcümü alırım, hemde gelmiş geçmiş tüm spor ayakkabılarından….
Hiçbiri yağmurlu karlı havada bile aynı gün içinde defalarca vitrinde seyredip ,ayağımda hissettiklerim kadar değerli değil…
Oysa spor ayakkabının bağlarını çapraz takma antrenmanını bile yamıştım bol bol..
Anneme sormadım ama,eminim bir ahbabımızın yenisini aldıgından eskisini bize verdiği çamaşır makinesi kadar önemli değildir, sonrasında aldıgı birçok çamaşır makinesi..
Evet önce iki odalıylı..
Sonra oda sayıları artan evlerde oldu…
Üst katta ev sahibinin oturma endişesi bitti..kira geciktiği zaman evde oldugumuz belli olmasın diyeışıkları kapatır..biz ışıkları kapanmış ailenin iki çocugu olarak hiç ses etmezdik..
Ama normaldede kimse bizi susturamazdı..
Çocuk vardan ,yoktan anlamazdadı ya hani?...
Biz opsiyonel olarak kira ödenemediğinde anlardık..
Hep bir aradaydık…hep birden ailecek susuyorduk…
Varmıydı daha güzeli..??
Sonra dağıldık…
Aynı masada yemek yemeyeli bin yıl oldu sanki..
Kardeşim evlendi..
Aile üyelerinin kimilerinin toplantısı oluyordu,kiminin şehir dışında seyahatleri..
Yetiştirilmesi gereken işler hiç eksik olmuyordu hulasa…
Biz çok ileri gittik..
Çooookkkk…
Bir hafta öncesinin bile görüntüsü çok net değildir bende..
Ama yirmi yıl öncesini her saniyesinden keyif alarak bir kare atlamadan hatırlarım..
Kirada oturdugumuz evin kırmızı çinilerini hatırlıyorum misal..
Çinilerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan çizgiler boyunca,çizgiden çıkarmadan arabamı sürerdim binbir umutla..
Ara sıra bu evin önüne gidip ,sahici arabamın içinden seyrederim onu….
Biliyorum anlaşılması kolay değil,ama…
Kapıyı çalsam ve açan kişiyeşöyle bir duvarlara bakıp ,odaları dolaşıp anı tazeleyecegim desem…?
Oturma odasındaki rutubet sorunu devam ediyormudur hala?..
Poşet içine doldurulmuşbez parçalarıyla maç yaptıgımız koridor ,ben büyüdüm diye kısalmışmıdır..
bilemem…
yaşarken tanışıyoruz birileriyle …
Komşumuz oluyorlar,işçimiz patronumuz,arkadaşımız,öğrencimiz,öğretmenimiz, bakkalımız vs…
Hepsi ilk bakışta hep yerinde duracak gibiler..
Sonra sinsice gidiyorlar…
Yenileri ile tanışıyoruz üstüne…
Onların arasından gidenlerde oluyor…
Biz çıkıyoruz birilerinin hayatından…..bir evden diğerine taşınıyoruz örneğin…
Veyahut mezun oluyoruz liseden..dün ekmek aldıgımız bakkal ,süpermarketlerle rekabet edemeyip kapatıryor dükkanını..
Farkında değiliz ama gidiyorlar..
Bir yerlere gidiyorlar…Muhakkak gidiyorlar …
Çok ileri gidiyorlar..
Çooookkkk..
Durun öylece ne olur…
Gitmeyin biryere…
Koşmayın yalvarırım..
N e için bu acele…?
Şimdi olmayacaksa ileridede olmasın manası yok..
Ve hatta şimdiden çok daha beride olanı, şu an…
Tüketmek istediklerimize ulaşmak isterken tükenen biziz…
Durun…!
Aile sıcaklığımız…
Samimiyetimiz..
Yanyanalığımız..
Durun lütfen..!
Vazgeçtim spor ayakkabılı düşlerimden..
Zaten çocukcaydı…
Annemde komşuda gördüğü için istemişti o çamaşır makinesini..
Ev isteği ise kendini güvenceye alamk içindi…
Kardeşime çantası bir süre daha giderdi..
Her şeyi tüketmek için bahanelerimiz var işte..
Oysa yetine bilsek mevcud olanla, en azından kendimizi tüketmiyeeğiz..
Durun öyleyse ne olur ..
Çok ileri gitmeyin..
Çoookk….
Dimyata pirince giderken ,
Evdeki tüm kuru gıdayı gözden çıkaranlara ithafen yazan Zeki K. C….
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


